Mutfakta Doğru Sanılan Alışkanlıklar ve İşin Aslı
Yağ eklemekten tarih etiketlerine kadar mutfakta yıllardır tekrarlanan alışkanlıkların hangileri işe yarıyor, hangileri gereksiz kalıyor?
Derya Akıncı 4 dk okuma
Mutfak, alışkanlıkların en hızlı yerleştiği yerdir. Bir yöntemi annemizden, komşumuzdan ya da bir televizyon programından duyarız, birkaç kez uygularız ve artık sorgulamayız. Bu alışkanlıkların bir bölümü gerçekten işe yarar; bir bölümü ise yıllar içinde anlamını yitirmiş ya da baştan yanlış anlaşılmıştır. Aşağıda mutfakta en sık doğru sanılan uygulamaları ve bunların yerine konabilecek daha makul yaklaşımları bulacaksınız.
Makarna Suyuna Yağ Eklemek
Makarna birbirine yapışmasın diye kaynayan suya yağ dökmek yaygın bir alışkanlıktır. Yağ suyun yüzeyinde kalır ve makarnaya beklenen biçimde temas etmez; asıl işi büyük bir tencere, bol su ve ilk dakikalarda birkaç kez karıştırmak yapar. Üstelik yüzeyde kalan yağ süzme sırasında makarnayı ince bir tabakayla kaplayabilir ve sosun tutunmasını zorlaştırabilir. Yapışmayı önlemenin yolu yağ değil, yeterli su ve karıştırmadır.
Sıcak Yemeği Buzdolabına Koymamak
Yemeğin oda sıcaklığında saatlerce soğumasını beklemek, eskiden buzdolaplarının kapasitesi düşükken anlamlı bir tedbirdi. Bugün önerilen yaklaşım, yemeği makul sürede soğutup buzdolabına almaktır. Bunun için tencereyi olduğu gibi beklemek yerine içeriği sığ kaplara paylaştırmak, kabı soğuk su dolu bir leğene oturtmak ve kapağını aralık bırakmak işe yarar. Amaç, yiyeceğin ılık aralıkta uzun süre beklememesidir.
Keskin Bıçak Tehlikelidir Sanmak
Bıçağı köreldikçe daha güvenli bulmak yaygın bir yanılgıdır. Kör bıçak malzemeye tutunmaz, kayar ve kesme için daha fazla güç uygulanmasını gerektirir. Kayan bir bıçak ise yönü tahmin edilemeyen bir alettir. Düzenli bilenmiş bir bıçak, girdiği yerde durur ve daha az baskı ister. Güvenliği artıran şey körlük değil; sabit bir kesme tahtası, kuru bir sap ve parmakları içe kıvırarak tutmaktır.
Alkol Pişince Tamamen Uçar mı?
Şaraplı ya da likörlü tariflerde alkolün ateşte tamamen buharlaştığı düşünülür. Gerçekte ısı, kap türü ve pişirme süresi arttıkça alkol oranı azalır, ama kısa sürede eklenip hemen ocaktan alınan bir sosta bir miktarı kalabilir. Bunu bilmek özellikle çocuklara servis edilecek yemeklerde ve alkolden kaçınan misafirlerde önemlidir. Tarifi uygulamadan önce alternatif bir sıvı düşünmek en basit çözümdür.
Tarih Etiketlerini Aynı Şey Sanmak
Ambalajlardaki "son kullanma tarihi" ile "tavsiye edilen tüketim tarihi" farklı anlamlar taşır. Birincisi güvenlik sınırıdır ve geçtiğinde ürün tüketilmemelidir. İkincisi ise kalite bildirimidir; ürün o tarihten sonra tazeliğini ve dokusunu kaybetmeye başlayabilir, ancak uygun saklandıysa bir süre daha tüketilebilir. Bu ayrımı bilmemek iki yönlü zarar üretir: bir yanda gereksiz israf, diğer yanda gereksiz risk.
Yağın Dumanını Beklemek
Tavayı ısıtırken yağın duman çıkarmasını hazır olma işareti saymak, aslında yağın kendi sınırının aşıldığını gösterir. Duman çıkan yağ hem tadı bozar hem de mutfağa keskin bir koku bırakır. Doğru yol, tavayı önce ısıtmak, sonra yağı eklemek ve malzemeyi kısa bir süre içinde koymaktır. Kızartmada ise yağı gereğinden fazla ısıtmak yerine, malzemeyi ıslak koymamaya ve tavayı kalabalık etmemeye dikkat etmek daha çok fark yaratır.
Doğal Olan Her Zaman İyidir Varsayımı
Etiketlerde geçen "doğal" ifadesi çoğu zaman ölçülü bir tanımdan çok bir pazarlama tercihidir. Bir malzemenin doğal olması onun herkes için uygun, güvenli ya da daha besleyici olduğu anlamına gelmez; miktar, hazırlanış ve kişisel duyarlılıklar belirleyicidir. Aynı biçimde bir ürünün işlenmiş olması onu doğrudan zararlı yapmaz. Etiketi okurken sloganlara değil, içindekiler listesine ve sıralamasına bakmak daha sağlam bir alışkanlıktır.
Tuzun Suyu Daha Hızlı Kaynattığı Fikri
Suya tuz atınca kaynamanın hızlandığı sık söylenir. Ev mutfağında kullanılan miktarlarda bu etki fark edilebilir düzeyde değildir; tuzun asıl işlevi tat vermektir ve makarnada, sebzede en iyi sonucu suyun kaynamasına yakın eklendiğinde verir. Kaynama süresini gerçekten kısaltan şey, kapağı kapatmak, doğru boyda ocak gözü seçmek ve gereğinden fazla su kaynatmamaktır. Bunlar aynı zamanda enerji tasarrufu da sağlar.
Alışkanlığı Gözden Geçirmenin Yolu
Bir mutfak alışkanlığını değiştirmenin en kolay yolu, onu bir kez bilinçli olarak denemektir. Aynı makarnayı bir kez yağsız ve bol suda pişirin, sonucu kıyaslayın. Aynı eti bir kez dinlendirerek kesin. Böyle küçük karşılaştırmalar, tartışmadan daha ikna edicidir ve mutfakta kimseyi haksız çıkarmaya gerek bırakmaz. Kimi alışkanlığın yerinde olduğunu da bu yolla görürsünüz.
Kısa Bir Hatırlatma
Doğru sanılan uygulamaların çoğu kötü niyetten değil, eksik anlatımdan doğar. Bir yöntemin neden işe yaradığı anlatılmadığında, yıllar içinde nedeni unutulur ve sadece hareket kalır. Mutfakta işleri kolaylaştıran şey, uzun kural listeleri değil; ısının, suyun ve zamanın ne yaptığını kabaca bilmektir. Bu birkaç başlığı gözden geçirmek bile günlük pişirmeyi daha güvenli ve daha lezzetli hale getirir.