İçeriğe geç
Amasya Olay
Şaşırtıcı Bilgiler

İnsanlar Neden Koleksiyon Yapar? Biriktirmenin Şaşırtıcı Yanları

Koleksiyon ile yığın arasındaki fark, eksik parçanın çekiciliği, filateli ve nümizmatik gibi alanların kendi sözlüğü ve bir nesneyi gerçekten değerli kılan ölçütler.

Derya Akıncı 4 dk okuma

Bir kişi kibrit kutusu biriktirir, bir başkası eski otobüs biletlerini, üçüncüsü ülke ülke posta pulunu. Dışarıdan bakınca bu uğraşlar tuhaf, hatta gereksiz görünebilir. Oysa koleksiyon yapmak insanlık tarihinin çok eski alışkanlıklarından biridir ve bugün müze denen kurumların kökeninde de aynı dürtü vardır. Biriktirmenin ardında yalnızca sahip olma isteği yoktur; sıralama, tamamlama, eksik arama ve bir bütünü gözle görülür kılma çabası da işin içindedir.

Koleksiyon ile Yığın Arasındaki İnce Çizgi

Her birikme koleksiyon sayılmaz. Koleksiyonu ayıran şey bir ölçüttür: nesneler belirli bir kurala göre toplanır, bir düzene sokulur ve aralarındaki ilişki üzerinden anlam kazanır. Yığında böyle bir kural yoktur, nesneler yalnızca elde kaldığı için birikir. Bu yüzden küçük ama tanımlı bir koleksiyon, dev bir yığından çok daha doyurucu olur. Ölçüt konduğu anda "neyi almayacağım" sorusunun cevabı da netleşir ve biriktirme kendi sınırını kendisi çizmeye başlar.

Eksik Parçanın Çekiciliği

Koleksiyoncuların en çok anlattığı duygu, elde olanla değil eksik olanla ilgilidir. Bir seri tamamlanmaya yaklaştıkça o son parçanın değeri gözde büyür. Bunun nedeni nesnenin kendisi değil, bütünün tamamlanmamış olmasıdır; zihin yarım kalan şeyleri kapanmış olanlardan daha uzun süre aklında tutar. Aynı sebeple pek çok koleksiyoncu, seri bittiğinde beklediği tatmini bulamaz ve hemen yeni bir seriye başlar. Uğraşın asıl kısmı sahip olmak değil, aramaktır.

Koleksiyonculuğun Kendi Sözlüğü

Bazı biriktirme alanlarının o kadar eski ve yerleşik bir geleneği vardır ki kendi terimlerini üretmiştir. Posta pulu toplayanların uğraşına filateli denir ve bu alanda pulun basım hatası, damgası, dişleri ayrı ayrı incelenir. Madeni para toplama alanına nümizmatik adı verilir; burada da paranın darp yeri, yılı ve aşınma derecesi belirleyicidir. Kartpostal, kibrit etiketi, eski bilet, kitap ayracı gibi kâğıt ürünlerin toplanması ise geniş bir alan oluşturur ve çoğu zaman şehir tarihini belgeleyen kayıtlara dönüşür.

Değeri Belirleyen Şey Yaş Değildir

Yaygın bir yanılgı, eski olan her şeyin değerli olduğudur. Oysa bir nesnenin koleksiyon değerini belirleyen asıl unsurlar azlık, durum ve talep birlikteliğidir. Milyonlarca basılmış yüz yıllık bir kâğıt, çok sayıda örneği hâlâ ayakta durduğu için sıradan kalabilir. Buna karşılık kırk yıl önce kısa süre üretilmiş, çoğu atılmış bir nesne aranan hâle gelebilir. Durum da en az azlık kadar önemlidir: yırtık, nemlenmiş ya da üzerine yazı yazılmış bir örnek, sağlam olanın çok gerisinde kalır.

Biriktirmenin Bilgiye Dönüşmesi

Uzun süre aynı alanda toplama yapan biri, farkında olmadan o alanda ciddi bir bilgi birikimi edinir. Hangi dönemde hangi baskı tekniğinin kullanıldığını, kâğıdın kalınlığından yaklaşık yılı, mürekkebin renginden hangi bölgede basıldığını çıkarabilir hâle gelir. Bu bilgi genellikle kitaplardan değil, elden geçirilen yüzlerce örneği karşılaştırmaktan gelir. Tarihçilerin ve araştırmacıların zaman zaman özel koleksiyonlara başvurmasının nedeni de budur; resmî arşivlerde yer bulmayan gündelik nesneler çoğu kez yalnızca biriktirenlerin elinde kalmıştır.

Hayvanlar da Biriktirir mi?

Toplama davranışı yalnızca insana özgü değildir. Bazı kemirgenler kışa hazırlık için yiyeceği farklı noktalara gizler ve bu saklama yerlerinin bir kısmını sonradan bulamaz; bulunamayan tohumların bir bölümü filizlenerek ormanın yayılmasına katkıda bulunur. Bazı kuş türleri ise parlak ve renkli nesneleri yuvasına taşır. Ancak buradaki davranışın insandaki koleksiyonculukla aynı olduğunu söylemek doğru olmaz; hayvanlarda toplama çoğunlukla beslenme, saklanma ya da eş bulma gibi doğrudan bir işleve bağlıdır.

Alan, Bakım ve Sınır

Her koleksiyonun görünmeyen bir maliyeti vardır: yer. Nesneler biriktikçe saklanacakları alan ve harcanacak bakım emeği de büyür. Kâğıt ürünler nemden ve doğrudan güneş ışığından korunmalı, metal olanlar kuru tutulmalı, kumaş olanlar katlanma izlerini derinleştirmeyecek biçimde yerleştirilmelidir. Deneyimli koleksiyoncuların çoğu, bir noktadan sonra kapsamı daraltmayı öğrenir. Her şeyi toplamak yerine tek bir dönemi, tek bir şehri ya da tek bir konuyu seçmek, hem uğraşı sürdürülebilir kılar hem de sonucu daha anlamlı hâle getirir.

Bir Gün Ne Olacak Sorusu

Uzun yıllar sürdürülen koleksiyonların en çok ertelenen kısmı geleceğidir. Bir listenin çıkarılması, nesnelerin kabaca sayılması ve nerede ne olduğunun yazılması, o birikimin sonradan dağılmasını önler. Böyle bir kayıt olmadığında, dışarıdan bakan biri için otuz yıllık özenli bir seçki ile rastgele toplanmış kutular arasında fark yoktur. Kısa bir liste, koleksiyonu anlatmanın ve devretmenin en basit yoludur.

Biriktirmek, çoğu kişinin sandığından daha sistemli bir uğraştır. İnsanı çeken şey nesnelerin kendisinden çok, onları bir araya getirdiğinde ortaya çıkan sıra, örüntü ve eksik parçadır. Küçük bir kutu dolusu bilet bile, kim tarafından, hangi ölçütle ve neden toplandığı bilindiğinde, tek başına duran bir nesnenin asla anlatamayacağı bir şey anlatır.

Paylaş Facebook X WhatsApp

Şaşırtıcı Bilgiler